İrademiz berdevâm



Fotoğraf: Berrin Cerrahoğlu Baskın Oran Kürsüye, Üçlü Çektir Meclise! - Blogcu

Dakika 90: İnat da bir Murattır...

 

 (Bir zenci, Harrison Dillard, büyük bir sürpriz yaparak 1948 Olimpiyatları 100 metresinde burun farkıyla birinci geliyor. Dillard, 1936  Berlin'deki  bir önceki olimpiyata katılmış olsa  Naziler tarafından stadyuma bile sokulmayacaktı...)  

 

21 Temmuz 2007, Cumartesi itibariyle Turgut Uyar’ın yanında Muhbir’in bildirdiği yerdeyiz, yani:

Bütün Mümkünlerin Kıyısında..."

 

“Mevcutu kabullendikçe, yolculuk arzumuz köreliyor. Düzenin tarihini kutsamaya başlıyoruz. Muhayyelden başka bir şey düşünmedikçe, tarihin düzenine akıl erdiremiyoruz. Anlayış kıtlığı umutsuzluk doğuruyor. Radikalliğimiz bir nesil içinde teslimiyete dönüşüyor. Kurtuluşumuz, Mümkünü kavramakta yatıyor. Mümkün, mevcuttan daha muhteşem, muhayyelden daha bereketlidir."

 

Başından beri bir “Mümkün”ün peşindeydik. Yarın onu biz yaratacağız.

 

...

 

Ezber... Ebzer... Ebzre... Eezbr... Bozuyoruz Ulan!

 

22 Temmuz Pazar, Sandık:

 

“BASKIN ORAN... EVET”

 

 

Arkadaşlar, hazır mıyız ?

 

Son bir hafta, son iki engel. Tanıştıralım: Rehavet ve Atalet

 Kritik Hata No#1 Rehavet

Henüz elimizde bir mazabata yok.
"Zaten Seçilir" ferahı kısa devreye yol açar. 90+2'de gol yemeyelim.


Kritik Hata No#2 Atalet

 

Vakit tevekkül vakti değil. Ne kadar yalansız yaşarsak o kadar iyi: "Zor"culardan, "Seçilemez"cilerdensek 22 Temmuz gecesi yüzlerle ya da bir iki binle eşikte takılırsak sorumluluğumuz olacak.

 

Çok istedik, çok emek sarf ettik. Şimdi, işi oluruna bırakma zamanı değil.

 

"Ezber bozma" bir kampanya olarak (ama asla politika olarak değil) miadını doldurdu. Şimdi Üniversite hocası olarak, daha az sivri sözlerle, daha sevimli, saha sıcak tanıtmak gerek Baskın Oran'ı. Son hafta yoğunlaşacak "Kime vermeli?" sohbetlerinde Türkiye'yi tek kalemde tek tabanca düzeltecek bir mesihten bahsediyormuşçasına konuşmamalıyız.

 

Hele hele kesinlikle üstten bakan bir üslûpla kendimizi "bilinçli", karşımızdakini kitle partilerinin bilinçsiz esirleri gözüyle görmemeliyiz. Herkesin kendisine ait bir rasyoneli var.

 

Ama vicdanı da var. O yüzden fısıltıya devam. Eminiz, son haftanın fısıltıları belirleyecek her şeyi.

 

Fısıldarsak, 22 Temmuz sonrası fısır fısır değil, gümbür gümbür olacağız.

 

Lütfen !

11 Temmuz... İnsanlığın Mezar Taşı


11 Temmuz 2007... Önümüzde seçim için 10 gün, ardımızda insanlığımızın Mezarı için 12 yıl var. "Kimse Sırplar'ın kılına dokunamaz"la başladı, "Büyük Sırbıstan"la bitti. Bundan tam 12 yıl önce 10 bine yakın Müslüman Boşnak Sırp Milliyetçiliğinin  iğrenç fantazileri arasında derdest oldu.

"Güvenli Bölge Srebrenica"...  unutamıyoruz. Sırp Milislerin saldırılarından masum sivillerin korunması için ilân edilen güvenli bölgeydi orası. Hollandalı Komutan Tom Hans Karremans, 'güvenli bölge' Srebnica'ya sığınmış 8300 Boşnak'ı Mladiç'in haydutlarına teslim ettiği yer yani.  "Güvenli Bölge" vicdalarımızın tabutu oldu.

Auswitz'ten sonra şiir yazmak barbarlıksa, Srebreniça'dan 12 yıl sonra edebildiğimiz tek çift laf var mı? Srebreniça'da tezavüze uğrayıp diri diri gömülen Boşnak kadınlar çocuklar Avrupa Tarihinde AET'nin AB'ye evrildiği süreçte ufak bir detay mıdır yani?

...

Sivas'ı, Maraş'ı Yakanlar, Bosna'yı Kosova'yı Söndürebilirler mi ? Söndüremediler. 94'teki Bosna mitinginde Sultanahmet'i yüzbinlerle dolduran İslâmcılar, Kosova'nın topa tutulmasıyla ilgilenmediler bile.

Milliyetçiliklerin insanı kardeş kardeşe değil, gırtlak gırtlağa getirdiği bu dünyada Srebreniça'yı unutmuyoruz.

Baskın Oran'ı yalnızca iç meselelerde kürsü ayarı vermesi için değil, dili döndüğü ve iradesi berdevam olduğu müddetçe dış politikada da Azılı Makyevelist Ruh Hastalarına ayar versin diye destekliyoruz.

Ezber bozan sözlüğe bir "Uluslararası İlişkiler" maddesi yazmak boyunların borcu.



Son olarak:

Pavaresia e Kosoves  !
Kosovo do tė jetė e pavarur !


FW:FW:FW: Meclise Acil Taze Kan Aranıyor!

 

Merhaba,

 

Sana yazdığım  bu mail ile anayasal güvence altında olan bir hakkımdan vazgeçiyorum. Kimseye kime oy verdiğimi ya da vereceğimi söylemek zorunda değilim, ama sana söyleyeceğim.

 

Bu maili sana gönderdiğime göre ya çok sevdiğim bir arkadaşımsın  ya da kafamın az biraz uyuştuğunu düşündüğüm duyarlı ve tutarlı, hayattan yana bir tanıdığımsın.

 

Evet, 22 Temmuz günü sandığa giderken kafam berrak. O ünlü, hep seçimlerin galibini belirlediği söylenen “Kararsızlar”dan değilim. Ne istediğimi biliyorum;  Oyumu Prof. Baskın Oran’a vereceğim.

 

Bunu açıkça söylüyorum, çünkü Türkiye’nin hâlini pek hayırlı görmüyorum. İşler iyiye doğru gitmiyor sanki. Meclis kürsüsünden benim bu dediğimi dillendirecek birine veriyorum oyumu.

 

Senden tek bir ricam var; oy vereceğim kişiyi tanıman,  bir kaç dakikanı ayırıp şuraya bir göz atman: www.baskinoran.net

 

Eğer Beşiktaş’ta, Şişli’de, Beyoğlu’nda, Kağıthane’de,Sarıyer’de, Fatih’te, Eminönü’nde, Bayrampaşa’da, Gaziosmanpaşa’da oy kullanacaksan daha da dikkatli okuyabilirsin.

 

►Bu mail hayrattır. Dileyen dilediğine dilediği dilekle gönderebilir.

 

Vicdanımızın Sesi Baskın Olsun !

 

 

Genellemeci-komplocu-çatışmacı memleket hastalığının ilacı vicdanımızın sesi.

İdris Kardaş yazdı.

 

 

 Neden Baskın Oran'ı destekliyorum?

 

 

Çünkü adaylığı açıklandığı anda vicdanımın sesi daha gür çıkacak artık diyebildim.

 

Kürt meselesinin çözümünü silahta ve Kuzey Irak'a girişte arayanlara karşı benim adayım Baskın Oran'dır.

 

Kürtlerin yaşadığı acıları en iyi bilen Türklerden olduğu için benim adayımdır.

 

Sadece Kürtleri değil bu toplumda yaşanan her mağduriyeti kendine dert edindiği için benim en samimi adayım Baskın Oran'dır. Başkalarının derdini kendine dert edinen bir adamın samimi olması kaçınılmazdır çünkü.

 

Çünkü biliyorum ki Baskın Oran olgun bir Kürt, acılı bir Ermeni, vicdanlı bir Türk, mağdur bir Müslüman ve hüzünlü bir Alevi'dir.

 

Kürt meselesinde yaptığı çıkışlar ile ezberleri bozacak ve benim söylemek isteyip de bir türlü söyleyemediklerimi meclis kürsüsünden bağıra bağıra söyleyeceğini bildiğim için benim adayım Baskın Oran'dır.

 

Tek başına Türkiye'yi değiştiremeyeceğini biliyor olsam da beni darbe tehditlerine karşı koruyabilecek cesarete sahip bir adaydır Baskın Oran.

 

Kürtlerin ve Türkiye'de yaşayan diğer halkların yaşadıkları acıları yok sayan resmi tarihe karşı, hergün gerçekleri anlatabilecek bilgiye ve birikime sahip olduğu için benim adayımdır.

 

Türkiye'de yaşanan kavram karmaşasına karşı bu işe dur diyecek biri olduğu ve demokratlığın, solun ne anlam ifade ettiğini eylemleri ile göstereceği için benim adayımdır.

 

Bir Kürt genci olarak yarın da bu ülkede yaşamayı çok istediğim için benim adayım Baskın Oran'dır.

 

 

"Ezberi Bozuyoruz !"

Buyrun tıklayın, ilk kampanya filmini izleyin.

 

  Yeni Melek'te neler oldu? Tıklayın, bir de gözlerinizle görün.

 

 Melek Ulagay çekmiş: "Baskın Oran: Bir İnsan"

 

İzlemek yetmez,, siz de kampanyaya katılın. Neden Baskın Oran’a oy veceğinizi anlatan kısa bir şeyler çekin, youtube’a yükleyin. (Üşenmeyin!)

Sesimiz daha Baskın Olsun !

Baskın Macht Frei !

[faşizmi unutmayın! faşizmi unutmayın! faşizmi unutmayın!]

 

 

Aklı Hür - Vicdanı Hür Saflar sıklaşıyor; Türkiye Üniversitelerarası Münazara Turnuvasında Türkiye Şampiyonluğu bulunan Fatih Doğan Yazdı:

 

"İyi de abi diyelim seçildi 550 kişi içinde bir tek Baskın Hoca ne yapacak ya"? diye soranlara inatla, ısrarla bir şampuan reklamını anımsatsa da aynı cevabı veriyorum. "Bir tek Baskın hoca bize yeter" Bu kadar umutsuzluğun, tek sesliliğin, altenatifsizliğin, muhalefetsizliğin, kifayetsizliğin olduğu yerde Baskın Hoca'ya rastlamak insanın içini bir nebze olsa da serinletiyor.

 

Tam konuşmalardan usanıp ortamdaki herkesten umudu kestiğimiz, adam akıllı bir şeyler duyamayacağımız yargısının pekiştiği bir yerde belki bir apartman sitesinin yönetim kurulunuda, belki bir baro seçiminde, belki bir köy kahvesinde birden bir ses çıkar ve mantıklı mantıklı konuşmaya, ezberi bozmaya, size "vay be helal olsun" dedirtmeye başlar. O anda daha önceki onlarca olumsuz, iç karartıcı sesi unutur bir kişinin sizin içinizde estirdiği olumlu havaya sevinirsiniz. O sesi bu seçim sath-ı mahalinde çıkaran Baskın Oran oldu işte. Kime oy vereceğim yine diye kara kara düşünenleri , "bu sefer kesin kullanmıyacağım abi" diyenleri Hoca ümitvar sesiyle yeniden ayağa kaldırdı.

 

Kulislerde Hoca'ya oy vermek için İstanbul 2. Bölge'ye yerleşmek isteyenlerin emlak piyasasını hareketlendirdikleri bile konuşuluyor!

 

Baskın Hoca sadece 23 Nisan 'da çocukların gelmesiyle ezberi bozulan mecliste ezberi her gün bozacak. Meclis koridorlarında "Hepimiz Ermeniyiz" şık olmadı diyen vekillere faşizmin de şık olmadığını anlatacak, "sözde ermenice" türküler mırıldanacak, Kürtlerden duymak istenenleri değil Kürtlerin söylemek istediklerini dillendirecek, insan hakları ve azınlık raporlarını yırtılmaz kağıtlara yazmayı önerecek, askerlerin gece yarısı bildirilerindeki demokrasi yokluğuna ve anlatım bozukluklarına itiraz edecek., "hele bir el atın da sivil anaysa yapalım be dostlar" diyecek, cuntacıları yargılama fikrini ilk kez mecliste yüksek sesle duyuracak...

Baskın Hoca'dan hala mazotu 1 ytl yapacağı konusunda bir söz alamadık ancak ezilen çiftçinin sesini de duyuracağını biliyoruz. Eşçinsel örgütleri temsilcisini lütufmuş gibi kabul edip "onları kabul etmem onlar gibi olduğum anlamına gelmez" diyen "çağdaş" sosyal demokrat vekillerin olduğu bir ülkede Baskın Hoca eşcinsellerin de sesini diğer ezilenlerin sesleri kadar gür dillendirecek.

 

Baskın Hoca belki anayasayı tek başına değiştiremeyecek, Anodolu'dan bir beşinci şampiyon çıkaramayacak, hatta Fener'in Avrupa kupası almasını bile sağlayamayacak (Editor notu: O iş zaten biraz zor tatlım!) ama az şey mi yukardaki saydıklarım a dostlar. 2.Bölgede mukim seçmenler bir el atın da çıkaralım hocamızı meclise.

 

Baskın Hoca için meclisin en solunda gölgede bir yerde İstanbul 2. Bölge adına bir masa rezerve ettik.

 

"Sol eller havaya değil artık sol eller sandığa artık" 

 

 

 

Bireysel Karşı Koyma Refleksi : FISILTI !



Mess media bizi messeder! Birkaç demokrat köşe yazarı, tamam. Bir iki haber kanalının namuslu editörleri, o da tamam. Ki delicesine önemli medyada yer alıp, sağduyulu seçmenin cazibe alanına girebilmek.  Ama bizim vaad ettiğimiz  rasyonelin taliplisi değil geri kalan medya mensupları. (Aslında biraz akıllı olsalar, Oran'ın AKP - CHP - MHP - GP - DTP'den müteşekkil bir meclis senaryosunda nasıl da tutarlı bir tampon olabileceğini görecekler; Ertuğrul Özkök geç de olsa görecektir tahminen)


Ne şu ne bu; bu donanmanın amiral gemisi samimi bir tonda coşkuyu da eksik etmeden fısıldamamız. Sevimli bir telkin, malûmu ilân.


Sağımızdaki solumuzdakiler. Okuldaki sıra arkadaşımız, mahalledeki komşu kızı, dönercideki çocuk, ortama girdiğimizdeki "Bi' arkadaşın arkadaşı", hatta msn nickimiz. Evet, reklam yapmayı pek sevmiyoruz; ama sanki şu 40 günde inandığımızı söylemek zorundayız. Meclis TV'yi kumandalarımızın ilk 10 hanesine sokabilmek için oyumuzun Baskın Oran'a gideceğini  nahına mılına vurarak söylemek durumundayız.


Etrafımızda siyasî cendere karşısında ne yapacağını bilmeyen onca insan varken onlarla Baskın Hoca'yı buluşturmalı, haberdâr etmeliyiz. Hakikâti gösterir edâ ile nobran bir mürebbiye gibi değil de sevdiği bir filmi tebessümle tavsiye ederken nasıl arkadaşçaysak öyle. Tavsiye etmezsek tasfiye olacağız!


Şimdi kalkıp safiyane bir tonda "hepimiz zıplarsak Amerika'da deprem olur" demeye gerek yok, ama kardeşim çevremizdeki üç beş kişi haberdar olup taraf olsa yüz binlerle geliyoruz be!

Medya tiriviri. Hepimiz ekranız hepimiz radyo; herkes kendi manşetini kendisi atsın!


İstanbul 2. bölge yıkılıyooooooooooooo ....... ; )

 

sahtejapon2@gmail.com

Bildiri ve Açıklama Yağmuruna Baskın Oran Şemsiyesi...!



"Bu düzen öyle bir düzen ki, en ezilmiş-dışlanmışları bile kendi kategorilerine

yabancılaştırabiliyor"

beni tıkla

"Roberto Carlos neymiş, asıl bombayı Baskın Oran'la biz Patl

 

Türkiye'de Hrant Dink cinayetinden sonra iyiyden iyiye popüler olan "Hepimiz ....'iz" kalıbının kökeni için 5 yıl geriye gidiyoruz. İstanbulspor maçında Pascal Nouma'yı kırmızı kartla oyun dışına atan hakem Ali Aydın Nouma için "zenci arkadaş" demiş, Beşiktaş tribünleri adını sanını çok iyi bildiği Nouma'ya ismiyle değil "zenci" sıfatıyla hatip ettiği için hakem Ali Aydın'a ateş püskürmüştü.

 

Bir hafta sonra Şerefbey Stadı'nda (resmî adı: İnönü) oynanan Gençlerbirliği müsabakasında açık tribünde bir pankart belirdi: "Hepimiz Zenciyiz". Aynı maçta semtin ve tribünün sevilen ismi, sinyalciğinden başka kötü huyu olmayan ve hep çakır kafa gezen Pembe Hasan da ayakkabı boyasıyla yüzünü boyayarak maça gelmişti.

 

"Hepimiz Zenciyiz"i Beşiktaş tribünleri çok tuttu. Onlarca hepimiz'li pankartlar yapıldı, bilim adamlarının Plüton'u gezegenlikten çıkarmasına "Hepimiz Plüton'uz"dan, Barcelona'nın siyahîsi Eto'o'ya maymun sesi çıkarılmasına kadar

 

 

Kasım 2002 seçimlerinde Türkiye'de ve İstanbul'da CHP'nin en yüksek oyu (%47) aldığı ilçenin-semtin takımı Beşiktaş'ın taraftarının kahir ekseriyetinin hayata pek sağdan bakmadığı bilinir. Kamuyounda "solcu tribün" yakıştırmasını kabul etmese de hep bir "derin Beşiktaş" vardır demokrat duruşlu.

 

İşte bu taraftarın forumlarındaki "güncel" bölümlerinde, yalnızca üyelere ve forum kurullarına açık kısımlarında bir Baskın Oran tartışmasıdır gidiyor. Baskın Oran'cılarla onu 'light' bulanların tartışması bu. Arada "hangi takımlıymış?" diye soran da çıkıyor. Benim en hoşuma giden ise "Halkın Takımı" forumunda ezeli rakibinin sansansyonel transferine taşla  "Roberto Carlos neymiş, asıl bombayı Baskın Oran'la biz Patlacağız!" yazılması.

 

O meşûm suikastın ertesinde Türkiye'yi sallayan "Hepimiz Hrant'ız hepimiz Ermeni'yiz" slganının anası bu semtin tribünleri. Şişlili, Beşiktaşlı Ermenilerin baş tacı olduğu, 40bin kişiyi yöneten amigosunun bir Hay olduğu tribünler bunlar. Baskın Hoca'nın meclise yürüyüşünde kendisini öne atmayan, sessizce şeklini koyacak bu semt kendisine yakışanı yapacak "Hepimiz aslında bizatihi biziz!" diyen Baskın Hoca'ya desteği verecek mi acaba? Şimdilik öyle gözüküyor. 

 

 

 

« Önceki ::